YAZILAR

Eğitim Sistemimiz ve Sınavlar
Farklılıklara değer veren meşhur eğitimci Dr.R. H. Reeves'in yazdığı “Hayvanlar Okulu” öyküsünü sizinle paylaşmak istiyorum.

Hayvanlar insanlara bakıp özenerek onlar da kendilerini geliştirecekleri bir okul kurmaya karar verirler.

Tavşan, kuş, balık, sincap, ördek ve diğer bütün hayvanlar bir araya gelerek bir hayvanlar kurultayı oluştururlar ve hep birlikte bir öğretim programı hazırlamaya koyulurlar.

Tavşan, programa koşmanın, özellikle yokuş yukarı koşmanın konmasında diretir. Kuş uçmanın, sincap ağaca tırmanmanın, balık yüzmenin, öteki hayvanlar da kendi özelliklerinin öğretim programına girmesi konusunda ağırlıklarını koyarlar. Böylece programa önerilen bütün dersler konulur.

İnsanları örnek aldıklarından daha işin başında ilk büyük yanlışı yaparlar. Sonra, hayvanların tümünün bütün derslere katılmasını zorunlu kılmak gibi ikinci bir yanlışa düşerler. Sonunda bakın ne olur?

Tavşan, yokuş yukarı koşmada en başarılı hayvandır, hiçbiri onun gibi koşamaz. Ama tavşandan uçması da istenince iş değişir. Tavşan uçmaya çalışırken düşer, ayağı kırılır, kafatası çatlar. Zavallı hayvan, uçmak bir yana, koşamaz da artık.

Benzer bir durum kuşun başına gelir. Kuş, uçma dersinde bir numaradır. Havada taklalar atar, türlü gösteriler yapar ve diğer hayvanlara dudak ısırtır. Ama öğretmenler bununla yetinmez, kuşun gelişmiş, çok yönlü bir hayvan olması için onun da köstebek gibi toprağı kazması ve yer altında tünel yapmasını isterler. Kuş, iyi niyetle toprağı kazmaya ve tünel açmaya çalışırken gagası ve kanatları kırılır. Tünel kazamaması bir yana artık uçamaz da.

Ve eğitim böylece sürüp gider. Son sınıfa gelindiğinde, birinci kim olur dersiniz?

Zekası pek gelişmemiş, sıradan bir hayvan olan yılanbalığı. Çünkü herşeyi biraz yapabilmiştir. Sonunda aklı yok diye aşağıladığımız hayvanların çoğu okulu bırakır, her biri kendi yetenekleri yönünde yaşamlarını sürdürür.

Bir gün bir velimize misafirliğe gitmiştik. Tanıdık bir arkadaş beni görünce “Hocam, bizim çocukla bir konuşur musun? Seneye 12. sınıf oluyor, sınavlara hazırlanıyor” dedi. Öğrenci ile tanışıp konuştuk, 11 yıldır okula gidiyor, derslerde başarılı, karnesi iyi, ekstra ders dışı uğraştığı şeyleri sordum. Spor, müzik, resim, sanat adına hiçbir şey yok. Dikkat ederseniz ders dışı dedim. Çünkü maalesef okul diyince sadece aklımıza ders ve sınavlar geliyor.

Yıllardır eğitim ve sınıv sitemimizde bir takım değişiklikler oluyor ve bunlar günlerce hatta haftalarca ülkemizin gündemini teşkil ediyor. Asıl önemli nokta ilk defa sınava girecek öğrencilerimizin geleceğini ilgilendiren bu hayati mesele de kafaları karışıyor, stres yapıyorlar. Tüm öğrenciler aynı sınava girdiği için sınav esnasında aynı şartlarda yarışıyorlar. Bireysel farkı oluşturan sınav öncesi yapılan çalışmalar. Çünkü bu sınav zeka sınavı değil ve zekayı ölçmüyor.

Çalışmayı, azmi, kararlılığı, gayreti ölçüyor. Zaman doğru kullanmayı, sabrı ve disiplini ölçüyor. Okuduğunu anlamayı, yorumlamayı, farklı düşünmeyi ölçüyor. Öğrencinin düzenli ders çalışıp çalışmadığını ölçüyor. 12. sınıfın sonunda olan sınav aslında 12 yıllık bir birikimi ölçüyor. Öğrencilerin son sınıfta oturup bir yıl da çalışarak kolayca yapabilecekleri bir sınav değil.

Dolayısıyla sınavın tek oturum, çoklu oturum, ya da sınav da acık uçlu soru, kapalı uçlu soru olup olmaması önemli değil. Bu sınavı disiplinli bir şekilde çalışma alışkanlığı olan, tüm konulara hakim, okuduğunu anlayıp yorumlayan, zaman yönetimi iyi, irade güçü yerinde olup oto kontrolü iyi olan öğrenciler kazanıyor.

Eleştirmek ve yıkmak kolaydır, zor olan yapmak, pozitif olmak ve üretmektir. Eğitim sistemimizi ile ilgili yüzlerce olumsuz yön bulabiliriz ama mesele çözümde ne yapmamız gerekiyor. Farklı ülkelere ve dışarıya bakmak yerine kendi öz geçmişimize bakmamız yeterli. Kendi kültürel ve genetik kodlarımıza geri dönmemiz yeterli aslında.

Özellikle ilköğretim birinci kademede öğrencilerin bireysel yetenekleri keşfedilse ve bu alanda yönlendirilse çocuklar yetenekleri doğrultusunda eğitim alsalar, sporcu ve sanatçılar küçük yaştan itibaren yetiştirilseler.

Maalesef sayısal öğrenciler daha zeki, sözel öğrenciler daha az zeki gibi bir algı mevcut. Matematiği iyi olan öğrenciler zeki, güzel resim yapan öğrenci değil; fen'de yüksek not alan öğrenci zeki, çok güzel şiir okuyan değil; güreşte madalya alan, okul basket takımında oynayan değil...

Biz her öğrencinin ayrı bir dünya olduğunun farkındayız. Eğitim sistemimiz de bunun farkına varıp bu ayrı dünyaları keşfe çıkarsa 2023'e daha sağlam temellerle ulaşırız kanaatindeyim.



Görüntülenme: 796
▪ Yorumlar
Bu konuya yorum yapılmamış. Hemen ilk yorumu siz yapın...
▪ Yorum Yaz
Ad Soyad:
Email:
Konu Puanı:
Yorumunuz:
This Is CAPTCHA Image